2 kişi kendisini tutuyor, 13 arkadaşı var.


05.12.1976 doğumlu, 32 yaşında. şu an yaşadığı yer Türkiye dışı. ne is olursa yaparim abi....... olarak çalışıyor.
  • bloguna son yazdığı yazı: siir.

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. yeraltı edebiyatı

    yeraltı edebiyatı

    2577 üyesi var. üyelik serbest.
  2. nietzsche

    nietzsche

    1528 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  3. düşünce çöplüğü

    düşünce çöplüğü

    1367 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  4. psikoloji

    psikoloji

    1139 üyesi var. üyelik serbest.
  5. Fight Club

    Fight Club

    1016 üyesi var. üyelik serbest.
  6. tiyatro

    tiyatro

    787 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  7. marksist idman yurdu

    marksist idman yurdu

    695 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  8. pink floyd

    pink floyd

    682 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  9. TattooPiercing

    TattooPiercing

    616 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  10. duman

    duman

    558 üyesi var. üyelik serbest.

1 2 3 4

yasama dair rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

aynadaki yansima   05 Eylül 2008 16:52  

Bir eğitimdeyiz. Konu "yaratıcılık". Katılımcılar birlikte bir performans sergiliyorlar. Bu, daha önce üzerinde çalışılmış, diyalogları ya da nasıl sonlanacağı belli, kısacası belirli bir senaryosu olan bir performans değil. Tümüyle katılımcıların birlikte oluşturdukları, görüş alışverişinde bulundukları, tercihleri doğrultusunda farklı roller üstlendikleri ve yaratıcılıklarını kullanarak oluşturdukları bir "eseri" izliyoruz. Eğitimin hedefi katılımcıların yaratıcılıklarının farkına varmaları ve yaratıcılıklarını geliştirmeleriydi. İşte bunun çok canlı bir göstergesiyle karşı karşıyayız. İki gün önce ilk kez biraraya gelen, birbirlerini eğitim ortamında konuştukları ve paylaştıklarının ötesinde tanımayan kişilerin hep birlikte bu kadar çarpıcı bir sahneyi ortaya koymalarına tanık olmak son derece heyecan verici!

'Yaşamboyu öğrenme ve gelişim' artık tüm kitleler tarafından paylaşılan ve önemi üzerinde ortak görüşe varılan bir kavram. Bu doğrultuda, organizasyonlar çalışanların gelişimlerini sürdürmek, yeni bilgi ve beceri edinmelerini, halihazırda sahip oldukları becerileri geliştirmelerini ve farklı durumlarda uygular hale gelmelerini sağlamak amacıyla pek çok farklı başlıkta eğitim programları yürütüyorlar.

Yetişkin eğitimi özellikleri göz önünde bulundurularak oluşturulan ve çalışanlara yönelik olarak düzenlenen bu programlarda ise, aslında bir grup psikoterapi yöntemi olan 'psikodrama'dan alınan tekniklerin sıklıkla uygulandığını ve çok verimli sonuçların ortaya çıktığını görüyoruz.
Psikodrama, Jacob Levy Moreno tarafından, 20. yüzyılın başlarında geliştirilmiş olan ve öncelikle bireyin grup içinde iyileştirilmesini hedefleyen bir grup psikoterapi yöntemidir. Spontanlık, yaratıcılık ve eylem dinamiklerini temel alan Psikodrama, kişilerin ilişkilerini, bu ilişkilerde yaşadıkları sorunları, çatışmaları ve kendi iç dünyalarını spontan bir biçimde, bir oyunun içinde rol alarak incelemelerini ve farkındalığa ulaşmalarını olası kılar.

Grup psikoterapisinde terapötik amaçlı kullanılan, bireyi ve özel alanını odak noktası olarak alan psikodrama teknikleri, eğitimciler tarafından organizasyonel hedefler, iş yaşamına getirisi gibi çeşitli boyutlar göz önünde bulundurularak eğitim ortamına uyarlanmakta ve farklı amaçlarla kullanılmaktadır.

Duyarım ve unuturum.
Görürüm ve hatırlarım.
Yaparım ve anlarım.
Çin Atasözü

Öğrenme stillerini, sürecini ve eğitim yöntemlerini incelediğimizde, kişilerin bilgi, beceri edinmelerinde ve bunları yaşamlarına adapte ederek kullanmaya başlamalarında, konu ile ilgili uygulamalara aktif katılımlarının büyük rol oynadığını görüyoruz. Başka bir deyişle, 'yaşayarak öğrenme'nin etkililik ve kalıcılık açısından farkını bizzat yaşıyoruz.

Kurucusu Moreno'nun 1923 yılında 'oyun'un terapötik yönünü keşfetmesinin ardından, sadece söze ve konuşmaya dayalı terapi yöntemlerinden ayrılarak, yöntem olarak eylemi benimseyen ve "Anlatma yap! Anlatma yaşa!" prensibinden hareket eden Psikodrama da, kurum çalışanlarına yönelik düzenlenen eğitimlerde öğrenmeyi ve gelişmeyi pekiştiren çeşitli uygulamalarda etkisini gösteriyor.

Özel yaşamda olduğu gibi işyaşamında da büyük önem taşıyan kişilerarası ilişkilerin geliştirilmesi, güvenli davranış (assertiveness) tarzının edinilmesi, empatik iletişimin sağlanması, yaratıcı düşüncenin ve yaklaşımların artırılması gibi konular psikodrama tekniklerinin yardımıyla eğitim programları sırasında derinlemesine çalışılabilmekte ve motive edici bir atmosferde gelişim dinamiği yakalanabilmektedir.

Örneğin, eğitimlerde çok sıklıkla yer alan ve uygulamayı ön plana çıkaran 'rol oyunları' psikodrama kaynaklı bir tekniktir. Eğitim yöntemleri arasında önemli bir yere sahip olan bu teknik katılımcılara, eğitimler sırasında edindikleri teorik ve pratik bilgilerin yanısıra, sözkonusu bilgi ve becerileri işyaşamında pratiğe geçirmeden önce uygulama, deneme, değerlendirme ve geliştirme fırsatı tanır.

Rol oyunları sırasında, çalışanlar halihazırda şirket içinde üstlendikleri yönetici, satış elemanı, çağrı merkezi yetkilisi gibi rolleri eğitim ortamında canlandırırlar. Bir yönetici astıyla performans görüşmesi yapar; satış elemanı ikna becerilerini kullanarak satışı kapatmayı hedefler; çağrı merkezi yetkilisi ise kızgın bir müşteriyle başa çıkmaya çalışır. Gelişim amaçlı yaratılmış olan bu risksiz ortamda, çalışanlar yaklaşımları, davranışları hakkında geri bildirim alma fırsatını yakalarlar, kendileriyle ilgili edindikleri bu farkındalıklar doğrultusunda ileriye yönelik olarak çeşitli hareket adımları belirleyebilir ve bu yeni yaklaşımların, davranışların provasını tekrar bu güvenli ortamda hayata geçirebilirler.
Rol oyunları, sahip olunan becerileri geliştirme ve iyileştirmenin ötesinde yeni rollerin öğrenilmesi ve edinilmesinde de son derece etkilidir. İş yaşamına yeni başlayan ya da işyerinde kendilerinden üstlenmeleri beklenen yeni bir pozisyonla karşılaşan çalışanlar bu yöntem aracılığıyla geleceğe hazırlanma fırsatını yakalarlar.

Eğitimlerde rol oyunu sırasında zaman zaman uygulanabilen ve temel bir psikodrama tekniği olan 'rol değiştirme' ise, çalışanlara empatik yaklaşım geliştirmenin, empatik iletişim kurmanın kapılarını açar. Bu teknikle çalışanlar kendi öznel/sübjektif gerçekliklerinin, kendi bakış açılarının dışına çıkarak, Psikodrama diliyle 'artık gerçekliği' (surplus reality) yaşarlar. Başka bir deyişle, kişiler kendi içinde bulundukları rollerin dışına çıkarak karşısındakilerin sübjektif gerçekliğini deneyimlerler.

Bir çağrı merkezi yetkilisinin, müşteri konumunu alarak, bu yeni konumunda sahip olduğu beklentileri anlamaya çalışması, kendisine ne tarzda yaklaşılırsa ikna olacağını ve sakinleşeceğini keşfetmesi ya da bir yöneticinin astının rolüne geçerek bu konumda hislerini, beklentilerini, tepkilerini tecrübe etmesi bu duruma örnek gösterilebilir. Günlük yaşamda gerçekleşmesi mümkün olmayan bu rol değişikliği, bir yandan kişilerin rol repertuarlarının zenginleşmesini sağlarken, öte yandan da bakış açılarını genişletir, önyargıların azalmasını sağlar ve kişilere yaklaşım esnekliği getirir.

Spontanlığı, yaratıcılığı artırmada büyük rol oynayan psikodrama kaynaklı ısınma aktiviteleri sınıfiçi eğitimlerin yanısıra 'Outdoor' eğitimlerinde de grup dinamiklerini harekete geçirmek amacıyla uygulanmaktadır. Bu tür programlarda, çalışanların, alışık oldukları iş ve eğitim ortamlarından farklı ve doğal bir mekanda, güvenli ve destekleyici bir atmosferde gerçekleştirdikleri aktiviteler, katılımcılara, kendi doğal yaklaşımlarını ve davranışlarını sergileme imkanı sağlarken, daha etkin olabilmek ve daha olumlu sonuca ulaşabilmek için yeni rolleri, yeni yaklaşımları ve davranışları deneme fırsatını yaratır.

Psikodrama, eğitimlerde kullanılan tekniklerin yanısıra, grup çalışmalarının olmazsa olmaz, çok önemli bir aşaması "paylaşım" bölümüyle de eğitimlerde etkisini gösterir. Bu bölüm, Psikodrama grup çalışmalarında kişilerin gerek grup odaklı ısınma aktiviteleri, gerekse kişi merkezli çalışmalar (protagonist çalışmaları) sırasında yaşadıklarını, aktivite sonrasında sözel olarak dile getirdikleri aşamadır. Burada, grup üyeleri, özellikle canlandırdıkları rollerde hissettiklerini ve genel olarak da çalışmaların onlara kendi özel yaşantılarıyla ilgili çağrıştırdıklarını içeren paylaşımlar yaparlar. Değerlendirme, yorum, yargı içermeyen bu paylaşımlar, katılımcıların birbirlerinin çeşitli yönlerden benzeşen ve farklılaşan yaşantılarını duymalarını ve içgörü edinmelerini sağlar.
'Outdoor' eğitimlerinde organizasyonel hedefler gözönünde bulundurularak yürütülen paylaşım bölümlerinde de, benzer bir biçimde, aktivitelerin gerçekleştirilmesinin ardından, katılımcıların aktiviteler sırasında yaşadıklarını, işyaşamlarıyla bağlantılandırarak paylaşmaları sağlanır. Bu sürecin sonucunda elde edilen farkındalıklar, kişilerarası iletişimi geliştirme, ekip çalışmasını artırma, güvene dayalı ilişkiler kurma, liderlik özelliklerini sergileme gibi hedeflenen konularda şirket çalışanı katılımcıların gelişim kaydetmelerini olası kılar.

Psikodrama, ayrıca grup dinamiklerini yönetme ve yönlendirme, katılımcılara yorum, yargı ve değerlendirmeye dayanmayan geri bildirimler verme, katılımcıları da bu doğrultuda yönlendirme gibi konularda eğitimcilere temel eğitimci özelliklerini kazandırmak açısından da fayda sağlamaktadır.

2002 yılında ASGPP'de (Annual American Society of Group Psychotherapy & Psychodrama Conference) "Innovator's Award" kazanan psikodramatist John Raven Mosher "Psikodrama kişileri güçlendirir" görüşünü dile getiriyor.

Eğitimciler ve ömür boyu öğrenmeye açık katılımcılar olarak bizlere ise, kişilere güç veren psikodramadan ve onun büyüsünden eğitimlerimizde faydalanmak düşüyor.

aynadaki yansima   23 Ocak 2008 19:06  

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için, diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki, hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla yani, duvarın arkasındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerde olursak olalım hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
nazim hikmet

aynadaki yansima   23 Ocak 2008 18:46  

Picasso (1881-1973)

"Sosyalist gerçekçiliğin ressamıdır o. (...) Dünya toplumcu hareketi için, dostluk ve halkların mutluluğu için gerekli olan her şeyin propagandasını yapar. O materyalist ve toplumcudur; fakat istediği gibi resim yapıyor, bu onun hakkıdır."

aynadaki yansima   23 Ocak 2008 18:43  

aynadaki yansima   23 Ocak 2008 05:14  

aynadaki yansima   22 Ocak 2008 06:36  

aynadaki yansima   22 Ocak 2008 06:31  

Akıl izlerini tarih sayfalarında, anı
kitaplarında, müzik nostaljilerinde bulmak
olası… Yürekteki izleri yürek saklar. Yürek
kolay sökemez, silemez. Yürek sızım, sızım
sızlansa da sızlanacak sızıyı saklar…

Yürek ansızın yüreklenir. Ya bir şafak uyanmasında ya da bir
akşam rüzgarında kıpırdar. Balkon demirine
tüneyen kuşla kanat çırpar. Biten güzelini güzel
anar. Yüzüne gülücükler yayılır. Hatta geçmiş
güzelin seyrine bile dalar…

Hani güzelse güzellenir. Yoksa bir sevgi
abartısının, ‘ölümüne severim’ gibi insan
doğasına aykırı vurgulara vurulmaz. Hatta’
Ölürüm sana’ güncelinin ardına takılmaz.

Yürek sevgide yalanı, dolanı barındırmaz.
Bilir ki, bu tür sözler onu bozar, bu sözlere ne
kanat çırpar ne umutlanır…

Her kuşak farklı sever. Bizim 78 kuşağı
naif sevdi. Yalansız, dolansız, korkusuz
sevgiler yaşadı. Sevgiyi kirletecek sözcüklerden
kaçındı. Masumiyetini korudu. İletişim araçları
sevgi dünyasına bu denli egemen değildi. Bu
denli bilgi ve sevgi kirliliği yoktu.

Günümüz ilişkileri sevgiyi tüketiyor.
Sevgiyi kuşatan unsurlar sevginin büyümesine,
kök salmasına, yaşamasına izin vermiyor.
Kıskançlık, güvensizlik, yasaklar sevginin
içinde inanılmaz ölçüde şiddet barındırıyor…

Kısacası sevgiler de yoruluyor…
Dinleniyor… Yeter ki, anlamsız inada tutsak
edilmesin.

“Nazenin bu ömrümüz bir göz açmış gibi,
Geldi geçti duymadık bir kuş konup uçmuş gibi”

Sevenler…Unutmayın! Sevmek özgürlüktür GOETHE

aynadaki yansima   22 Ocak 2008 05:01  

gokyuzu kendi ritminde aglar safaklari gune kavusmadan mi? acidan mi bilinmez sus...sus safagin mavisine damilirken hukmun kizil bogusu acinin aglasi duyulur yorumsuz yureklerde

aynadaki yansima   19 Ocak 2008 18:35  

BLOG rss kaynağı

adresi: http://aynadaki-yansima.sosyomat.com/blog
aferim0

siir

0 yorum var - 19 Ocak 2008 18:36 yazılmış


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ

ARKADAŞLARININ EKLEDİKLERİ